Kaliteli iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitesini destekliyoruz

27 Eylül 2010 Pazartesi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması son 10 saat

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması pimapen hakkında sizlere bilgi vereceğim.

Pimapen dediğimiz iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması zaman aklımıza o marka gelmez pvc pencere sekötür yani plastik iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması doğrama gelir.İnsanlar hatta pvc pencere işi yapan kişiler bile ne iş yapıyorsunuz diye sorulduğu zaman Egepen,winsa,fıratpen vb. markalar ile çalışsalar bile ” Pimapenciyim ” derler.Bunun en büyük sebebi sektörde ilk marka olan Pimapenin artık ismi sektörle özdeşleşmiştir.

Ben iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitemden bu yazıyı yazıyorum çünkü pimapen’in sadece marka olduğu asıl pvc pencere sektörü olduğu ve artık plastik doğramalar arasında kalite bakımından fark olmadığını söylemek istiyorum.Aslında bu aynı arabalar gibidir.Mesela 1.6 motor hacmi vs. tüm özellikleri aynı 2 araba ancak sadece estetik bakımdan farkları vardır.İşte artık pencerelerde böyle hepsi aynı plastik ama estetik bakımdan görünüşleri farklıdır.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitesinin sahibi ve bu sektörde çalışan biri iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması olarak sizlere bunu öğretmen ve sizleri bilinçlendirmek istedim.Şuan en çok tutulan hem kalite hem estetik hemde fiyatı ucuz marka Egependir.

Egepen gerçekten son dönemlerde büyük ataklar yaptı.Özellikle görünüş yani estetik açıdan en güzel marka ve alanında 1. diyebiliriz.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması blogunda sizler için yayınladığım bu makalemi umarım baştan sona okuyup söylemek istediğimiz anlamışsınızdır.


iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

20 Eylül 2010 Pazartesi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması haberleri

Değerli iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışmasına katılan webmaster kardeşlerim Türkiye öyle bir hal aldı ki Türk milleti hariç tüm kendine millet diyenler bu ülkede at koşturuyor.


iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması okulların bir hafta boyunca boykot edilmesine destek toplamak amacıyla "Ana dil hakkı engellenemez" adı altında iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması düzenlenen organizasyonda, "Bir eğitim öğretim yılına daha başladık. Okullar açıldı. Ama Kürt çocukları bugün okula gitmiyor. Aileleri, çocuklarının kendi anadillerinden koparılmalarına daha fazla müsaade etmeyeceklerini ilan ediyor" dedi.



BDP'nin, Ankara Güvenpark'ta yaptığı basın açıklamasına iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması yaklaşık 50 kişi katıldı. Katılımcılar adına basın açıklamasını okuyan Sosyalist Demokrasi Partisi üyesi Hüseyin Taka açıklamada, "Biz, eşit özgür ve demokratik bir ortamda birlikte yaşamak istiyoruz. Bu nedenle Kürt halkının asimilasyoncu eğitimi boykot etmesini ve anadilde eğitim talebinin kabul edilmesini istiyor ve iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması destekliyoruz. Anadilde eğitim haktır engellenemez diyoruz" dedi.

-"KÜLTÜREL ASİMİLASYONA VE KÜLTÜREL SOYKIRIMA KARŞI ANADİLİMİZ ONURUMUZDUR"-

Taka, okulları boykot eylemini Kürt Dili ve Eğitimi Hareketi'nin başlattığını ifade ederek, sivil toplum örgütünün, bir hafta sürecek okulları boykot iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması kararı aldığını belirtti. Taka, "Çocuklar, kendilerini yok sayan ve bu güne kadar zorlandıkları "Varlığım Türk varlığına armağan olsun' andını söylemeyecek. Bizler Türkiye Emek barış ve demokrasi güçleri olarak anadilin en doğal hak olduğunu, Kürtlerin kendi anadillerinde eğitim yapma haklarının bir an önce devlet güvencesine alınmasını istiyoruz. Bizler farklı kültürler arasında sevgiyi iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması kardeşliği savunuyoruz. Birbirlerinin ana dillerini yasaklayanların birbirini sevmesi ve kardeşçe bir arada yaşamasının iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması mümkün olamayacağı inancındayız" dedi.

Anadilde eğitimin insani ve pedagojik olarak en bilimsel eğitim olduğunu dile getiren Taka, bu nedenle İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve daha birçok uluslar arası belgede anadilde eğitimin bir hak olarak iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması görüldüğünü ifade etti.

16 Eylül 2010 Perşembe

neden vay canına

vay arkadaş”iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması” seo yarışması iyinet.com webmaster forumunun yaptığı yarışma ve başından beri büyük emek harcadım.Bu yarışma başladıktan sonra ”burmeh yaza lida fx15 arada özgünlük katalım biber hapı ile formda girin” yarışması başladı ancak ben onu başladıktan 15 gün sonra falan neden duydum ve katılmak aklımın ucunda yoktu.

Aklıma nereden geldi ise burmeh yaza lida olmaz ama fx15 biber hapı ile formda girin yarışmasının domain sorgulamasında uzantılarına sen yinede bakmak istedim ve bedava siteler ile katılım olduğu için millet sadece .com uzantısını almış .net ve .org boşta idi.Bende lan arkadaş ”iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması” 15 tl verip 10 hatta 40 katını almak var dedim.Host +domain 15 tl verip wordpress kurdum.Diğer sitelerime link kasarken bunada kastım ve vakit buldukça içerik ekledim.Yani vaktimi nerelerde anlamadım harcamadım çünkü benim için asıl önemli olan iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışmasında üst sıralarda olmaktı.

Bu iki yarışmadan başka bir yarışma daha vardı.Saraçların sunuğu kısacası adamların mekanı polis basmış yani o yarışmayı kazanan arkadaşların ödemesi şu an ? işareti durumundadır.Neyse sonuçta bu aralar yapılan seo yarışmalarının 2 bu aralarda ’si lida ila alakalı daha doğrusu satışı yasaklanan zayıflama ürünleri ile alakalı o nedenle en sağlam görünün şu an İyinet.com’un sunduğu ”iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması” kelimesi olan yarışmadır.Bende başından beri bu siteme hem backlink aldım hemde her gün özgün içerik girdim.İyi ki varsın iyinet.

21 Temmuz 2010 Çarşamba

neler oldu burada iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Alaplı Belediyesi'nden Vatandaşlara 'Milli Serveti Koruyun' Çağrısı
Zonguldak Alaplı Belediyesi'nin, Bir Süre Önce Kırılan Camlarını Yeniden Taktığı, Hasar Verilen Kapı ve Duvarlarını Yeniden Onardığı ve Etrafını Tel Örgü ile Çevirerek Muhafaza Altına Aldığı 690 Evler'deki Semt Pazarında Yer Alan Şadırvan ve Mescide, Alınan Koruma Önlemlerine Rağmen Yine Zarar Verildi.




Bu Haberi Paylaş:




■ Aksa haberleri
■ Alaplı haberleri
■ Zonguldak
■ Amerika Ermeni Ulusal Komitesi




Zonguldak Alaplı Belediyesi'nin, bir süre önce kırılan camlarını yeniden taktığı, hasar verilen kapı ve duvarlarını yeniden onardığı ve etrafını tel örgü ile çevirerek muhafaza altına aldığı 690 Evler'deki semt pazarında yer alan şadırvan ve mescide, alınan koruma önlemlerine rağmen yine zarar verildi. Bunun yanında Alaplı Belediyesi'nin bir süre önce yenileriyle değiştirdiği otobüs bekleme durakları da tahrip edildi.
Alaplı Belediyesi'nin kısa bir süre önce, kırılan bütün camlarını ve kapılarını değiştirdiği ve komple onarımını yaparak, etrafını da tel örgüyle çevirmek suretiyle muhafaza altına aldığı 690 Evler semt pazarı alanındaki mescitin camlarının tamamının yine kırıldığı gözlendi. Bunun yanında, Belediye'nin daha kısa bir süre önce, vatandaşların isteği üzerine Meslek Yüksekokulu mevkiinde yenisiyle değiştirdiği otobüs bekleme durağının bazı bölümlerinin de yakılmak ve kesilmek suretiyle tahrip edildiği gözlendi.

Alaplı Belediye Başkanı Dr. Nevzat Çimenoğlu,"Son bakım ve onarım çalışmamızda, mescite zarar verilmesini iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması tel örgü ile çevirip muhafaza altına almıştık.Ancak, bu da fayda etmedi. Bütün camları yeniden kırmışlar. Daha kısa bir süre önce Meslek Yüksekokulu mevkiindeki otobüs durağını, vatandaşımızdan da gelen talep doğrultusunda yenisiyle değiştirmiştik. Bu durak da yakılmak, kesilmek, çizilmek ve tekmelenmek suretiyle tahrip edilmiş. Bir taraftan kısıtlı ekonomik imkanlarımızla vatandaşımıza en iyi hizmeti vermeye çalışırken, sergilenen bu tür sorumsuzluklar, hem Belediyemizi zora sokuyor, hem milli servet kaybına neden oluyor, hem de vatandaşlarımızın hizmetlerden yararlanmasını aksatıyor. Vatandaşlarımızdan isteğimiz; bu tür toplumun iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması hizmet tesislerini ve araçlarını koruyup kollamaları, zarar verenleri gördüklerinde Belediyemizin ilgili birimlerine bildirmeleridir. Bunun yanında vatandaşlarımızdan park ve bahçelerdeki araç ve gereçleri de koruyup kollamalarını, bu alanları temiz tutmaya özen göstermelerini özellikle rica ediyoruz." dedi.

kaynak: iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

18 Temmuz 2010 Pazar

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması PKK terör açılımı

AKP’ye yakın çevrelerin “Ufukta CHP-MHP koalisyonu var” iddiasına karşı MHP de “AKP-CHP koalisyonu” olasılığını gündeme taşıdı. MHP’lilere göre bu, dış mihrakların projesi ve bunun için CHP’ye operasyon yapıldı.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, Başbakan Erdoğan ile CHP lideri Kılıçdaroğlu buluşmasını “AKP-CHP kalisyonunun başlangıç adımı” olarak nitelendirmesinin arkasında, AKP’yi “son yerel seçimlerde kullandığı, önümüzdeki referandum ve genel seçim sürecinde de kullanacağını düşündüğü kendi stratejisiyle vurma” düşüncesinin yattığı ortaya çıktı.

Bahçeli’nin ilginç çıkışını yorumlarken, AKP’nin sandığın her gündeme geldiği dönemde, partilerine odaklı bir strateji izlediğini savunan MHP kurmayları, “AKP son yerel seçimlerde ‘Ver oyunu MHP’ye gitsin CHP’ye” propagandası izledi. Şimdi de CHP-MHP koalisyonu’nu halkın zihnine yerleştirmek istiyor. Amaçları milli duruş sergileyen MHP’yi siyasette elimine etmek, tek başına iktidarını engellemek” değerlendirmesini yaptılar. AKP’nin stratejisinin farkında olduklarını ve iktidarın hem referandum hem de önümüzdeki seçimlere yönelik MHP’ye yönelik bu oyununu bozacaklarını ifade eden Bahçeli kurmayları, okyanus ötesinde yayımlanan stratejik raporlarda da ABD’nin Irak’tan çekilmesi sonrasına yönelik “AKP-CHP koalisyonu” formülasyonlarına işaret edildiğini iddia ettiler.

Konuya ilişkin VATAN’ın sorularını yanıtlayan MHP kurmayları da, “AKP-CHP koalisyonunun sürpriz olmayacağını” ifade ettiler. MHP’li kurmayların değerlendirmeleri özetle şöyle:

“Bazı mihrakları projesi”
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması PKK terör açılımı
Bunun MHP’nin tek başına iktidar yürüşünün önünü kesme çalışması olduğunu ileri süren MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, ”CHP’nin geçmişindeki bölücü terör ile ilgili söylemleri, hazırladığı rapor, Sayın Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan seçilmeden önce ‘Apo dahil’ genel affı telaffuzu, ‘kanın kanla yıkanmayacağına’ ilişkin açılıma kapı aralayan söylemi ve buna benzer etnik ve inanç söylemleri dikkate alındığında bazı mihraklar yıkım projesi olan PKK terör açılımı için uygun parti olarak CHP’yi, AKP’nin yanına yanaştırmaktadır” dedi.

Bir diğer MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ekici ise şu değerledirmede bulundu: “Uluslararası güçlerin, sağ sol eksende iki ana damar üzerinde siyasetin yürümesine dair diğer siyasi partilerin elemine olmasına dair görüşleri var. Biz buna tahtaravelli siyaseti diyoruz. Tahtaravalli siyaseti, CHP ve AKP’den oluşan meclis yapısı Atlantik ötesinin arzusudur. 12 Eylül darbesi öncesinde de oluşturulmaya çalışan siyaset yapılanması da bu merkezde yürütülmüştür. Bu stratejide MHP elemine edilmek istenmekte. “

3 Temmuz 2010 Cumartesi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

İsrail Uzay Ajansı Başkanı Yitzhak Ben

Türk kahvesini yudumlarken izlenecek!

İsrail Uzay Ajansı Başkanı Yitzhak Ben İsrael, ülkesinin yaklaşık 10 gün kadar önce uzaya fırlattığı casus uydu "Ofek 9"un yüksek kalitede görüntüler sağladığını söyleyip, uydunun İran Cumhurbaşkanı'nı yakından izleyebileceğini öne sürdü.
Yazı Boyutu 10 12 14 16
İsrail ordu radyosunun, Yitzhak Ben İsrael'in Amerika'da Arapça yayımlanan El Hurra isimli televizyona verdiği söyleşiden aktardığı habere göre, Ben İsrael'e "Ofek 9'un, Mahmud Ahmedinecad'ı ofisinde veya evinde görüp göremeyeceği" soruldu. Ben İsrael de, "Uydu, İran Cumhurbaşkanı'nı Türk kahvesini yudumlarken görebilir" karşılığını verdi.

Uzay Ajansı Başkanı, bir soru üzerine de "kişisel görüşüne göre, tek başına İsrail'in değil tüm Batı ülkelerinin, İran'ın nükleer programını durdurmak için uygun ölçüde kuvvet kullanacakları" yorumunda bulundu.

Ofek 9 fırlatılmasının hemen ardından, ilk görüntüleri geçen hafta göndermeye başlamıştı. Kontrol istasyonu yetkililerine göre, Ofek 9 ile ilgili her şey beklendiği gibi gidiyor.

Benzerleri arasında 6. uydu olan Ofek 9, İsrail'in Orta Doğu'daki istihbaratı için anahtar bir uydu olarak görülüyor. İsrail tarafından fırlatılanlardan diğer uydulara nazaran Ofek 9'un ışık, bulut ve kötü hava koşullarından etkilenmeyen radarla donatılmış olduğunu belirtiliyor.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Avustralya'dan ithal edilen hayvanlar

Avustralya'dan ithal edilen hayvanlar Esenboğa Havalimanı'nda TIR'a yüklenirken kafesin kırılması sonucu aprona kaçtı. Angus cinsi hayvanları yakalamak için görevliler büyük çaba sarf etti.

Avustralya'dan ithal edilen hayvanların uçaktan TIR'a yüklendiği sırada içlerinde bulunduğu kafesin kırılması sonucu 5 inek, aprona doğru kaçmaya başladı. Havalimanında görevli personel tarafından yakalanan hayvanlar, daha sonra TIR'lara yüklenerek Artvin'e götürüldü.

CİHAN

21 Haziran 2010 Pazartesi

Yalçın iyinet frmtr trkygnclr Topçu webmaster seo yarışması hayatı

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

Yalçın Topçu hayatı
BBP Genel Başkanı


1958 yılında Ardahan’da doğdu. İlk, orta, lise tahsilini Ankara'da tamamladıktan sonra, Eskişehir Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü'nü bitirdi. Bir süre öğretmenlik yaptı, bilahare özel sektörde çalıştı. 1991 yılında MÇP (Milliyetçi Çalışma Partisi) Mamak 2. Başkanı oldu. 1992 yılında Muhsin Yazıcıoğlu öncülüğündeki Yeni Oluşum’un Ankara koordinesini yürüttü. BBP Kurucular Kurulu Üyesi oldu. Ankara Kurucu İl Başkanlığı’nı 1995'e kadar yürüttü. 1996'ya kadar BBP Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptı. 1996'da yeniden memuriyet iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması, Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'ne girdi. 11 yıl Başbakanlık bünyesinde çalıştı ve İşletme Müdür Yardımcılığı'ndan emekli oldu. Ağustos 2007'den 25 Mart 2009'a kadar BBP Genel Sekreterliği görevi yaptı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatının ardından MKYK'da oybirliği ile Genel Başkan Vekili seçildi. 24 Mayıs 2009 tarihinde yapılan BBP 4.Olağanüstü Kurultayı’nda genel başkanlığa seçildi.



Atatürk Spor Salonu'ndaki kongrede, iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması tek aday olarak giren Yalçın Topçu, 507 oy alarak partinin yeni genel başkanı oldu. Toplam 516 oyun kullanıldığı 3. turda, oylardan 8'i geçersiz sayılırken 508 oy ise geçerli olarak değerlendirildi.
BBP'de duygusal kongre
Hürriyet 24 Mayıs 2009

Geçirdiği helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun yerine bugün yeni genel başkan seçiliyor. BBP’in 4. Olağan Kongresi buruk bir havada geçerken, parti yöneticileri kongrede coşkuya izin vermedi, kongrede Muhsin Yazıcıoğlu için sık sık dualar okundu. Parti yöneticileri gözyaşlarını tutamadı...
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun, helikopter kazasında hayatını kaybetmesi sonucu, 4. kez olağanüstü kongreye giden BBP kurultay çalışmalarına Atatürk Spor salonu'nda başladı.

Sabahın erken saatlerinden itibaren, BBP’liler ve delegeler salonu doldururken, salona Yazıcıoğlu’nun bazı sözlerinin yazılı olduğu afişler asıldı.

Kürsünün yer aldığı iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması salonun görüntüsü yansıtılırken, Yazıcıoğlu için ise, üzerinde Türk Bayrağı, resmi ve çiçeklerin olduğu bir de koltuk ayrıldı. Salona içine ve dışına dev ekranlarla, Muhsin Yazıcıoğlu’nun görüntüleri yansıtıldığı sırada partililer sık sık tekbir sesleriyle slogan attılar, dualar okudular.

Öte yandan, kongrenin yapıldığı salonda bulunan bazı partililerin çocukları Yazıcıoğlu için şiirler okurken, partililerin duygulu anlar yaşamasına neden oldu.

OY VERME İŞLEMİ BAŞLADI

Kayıtlı toplam 1093 delegenin oy kullanacağı kongrede, mevcut Genel Başkan Yalçın Topçu ile eski Alperen Ocakları Başkanı Tuna Koç'un ardından, kongrede Sivas parti örgütünden Adem Işık da genel başkanlık için adaylığını açıkladı.

Mevcut Genel Başkan Yalçın Topçu, bu kurultayın diğer kurultaylardan farklı olarak hüzün taşıdığını ifade etti. “Aslında içimden konuşmak gelmiyor, hatta evden çıkmak bile istemiyorum” görüşünü dile getiren Topçu, delegelerin çağrısı üzerine genel başkan adayı olarak kongreye katıldığını bildirdi.

Yaklaşık 35 yıldır, “Türk-İslam” ülküsünden ödün vermeden çalıştığını belirten Topçu, göreve kim gelirse gelsin, Muhsin Yazıcıoğlu'nun kadrolarının işbaşında olacağını ve milletin muktedir iktidarını mutlaka gerçekleştireceklerini ifade etti.

Eski Alperen Ocakları Başkanı Tuna Koç ise parti genel başkanlığı için medyada tanınan bazı isimlerin seslendirildiğini ve bunun kendilerine rahatsız ettiğini belirtti. Koç, “Bu zulüm düzenine, yeni dünya düzenine karşı yeniden Nizam-i Alem, 'yeniden dünya barışı' diyen bir zihniyetin mensuplarıyız. O nedenle buradaki asla parti içi mücadele olamaz” görüşünü dile getirdi. Koç, hangi aday kazanırsa kazansın onunla birlikte çalışacağını vurguladı.

Adaylardan Adem Işık ise “Yazıcıoğlu'nun davasına sahip çıkmaya geldiğini” söyledi. Parti teşkilatının kendisini tanımadığına da işaret eden Işık, “Buraya kendimi tanıtmaya da geldim” diye konuştu.

Konuşmaların ardından, genel başkanlık ile 50 kişilik Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) ile 9 kişilik Merkez Disiplin Kurulu (MYK) üyeliklerinin seçimi için oy verme işlemine başlandı.

Konuşmasının ardından Topçu, Koç'u kürsüye davet etti ve birlikte delegeleri selamladılar. Salondan gelen talep üzerine diğer genel başkan adayı Işık'la da el ele tutuşarak delegelere birliktelik mesajı verdiler.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun görüntülerinin yer aldığı sinevizyon gösterimi yapılan kongrede, Divan Başkanı Hasan Çağlayan, Muhsin Yazıcoğlu'nun çocukları Firuze ve Furkan Yazıcıoğlu'nu “Siz bizim emanetlerimizsiniz” diyerek kürsüye davet etti.

Bu arada Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu'nun mesajı okundu. Gülefer Yazıcıoğlu mesajında, sağlık durumunun kongrede oluşacak duygusal ortamı kaldırmaya müsait olmadığı için katılmadığını belirterek, delegelere bugüne kadar eşine verdikleri destek için teşekkür etti.

xx

BBP’NİN AHISKALI LİDERİ...
Bugün 26 Mayıs 2009

'Ebedi siyasi liderim' dediği Yazıcıoğlu'nun vefatının ardından yapılan kurultayda BBP'nin yeni lideri olan Yalçın Topçu, bir Ahıska Türkü...
Yalçın Topçu, 1958 Ardahan doğumlu. Ahıska Türkleri'nin 93 muhaciri olan bir ailenin çocuğu. Ailenin bir kısmı Ardahan'da, bir kısmı da Osmaniye, Tokat, Kırşehir illerinde yaşıyor. İlk, orta, lise tahsilini Ankara'da tamamladıktan sonra, Eskişehir Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü'nü bitirdi.
Bizi devrimci yapmaya çalışıyorlar
Topçu 3-4 yaşlarındayken ailesi Yazıcıoğlu'nun kabrinin bulunduğu Taceddin Dergahı'nın orada bir eve yerleşmiş. 1969'da Abidinpaşa ilçesine taşınmışlar. Yalçın Topçu lise çağlarını şöyle anlatıyor:
"Abidinpaşa, sağ sol çatışmalarının en yoğun yaşandığı yer olarak anılır. Biz 16 -17 yaşındaki çocuklardık. Kendimizi ülkücü olarak tanımlıyoruz. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin o meşhur tipleriyle boğuşuyoruz. Abdullah Öcalan'larla gecekonduda tartışıyoruz. Öcalan'ın Siyasal'da okuduğu dönemler. Onlar bizi devrimci, biz onları ülkücü yapmaya çalışıyoruz. Devletin gözü önünde liseli çocuklarla Siyasal'dakiler çatışırdı."

12 Eylül'ün gazabına uğrayan 3800 öğretmenden birisi olarak hayatının belirli bir süresini özel sektörde geçiren Topçu, 1991'de MÇP Mamak 2. Başkanı oldu. Topçu, Yazıcıoğlu'nun isteğiyle 1992'de yeni oluşumun Ankara koordinesini yürüttü. BBP Kurucular Kurulu Üyesi olan Topçu, Ankara Kurucu İl Başkanlığı’nı 1995'e kadar yürüttü. 1996'ya kadar BBP Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptı. Topçu, 1996'da yeniden memuriyet hayatına dönerek Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'ne başladı. 11 yıl Başbakanlık bünyesinde çalışan Topçu, İşletme Müdür Yardımcılığı'ndan emekli oldu.

Yazıcıoğlu’nun vefatıyla tanındı

22 Temmuz seçimlerinden sonra emekli olan Topçu, Ağustos 2007'den 25 Mart 2009'a kadar Genel Sekreterlik yaptı. Kendi tabiriyle “Ebedi siyasi liderim” dediği Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatının ardından MKYK'da oybirliği ile Genel Başkan Vekili seçildi. Genellikle geri planda olan Topçu'yu kamuoyu Yazıcıoğlu'nun vefatının ardından tanıdı.

20 Haziran 2010 Pazar

Yücel Aşkın hayatı

Yücel Aşkın hayatı sitemizde bulunmakta olup istediğiniz bilgiye ulaşabilirsiniz.
HAKKINDA YAZILANLAR

DEDEMİN AGOP OLMASINDAN GURURLUYUM
Radikal 27.05.2007

Yücel Aşkın Ermeni asıllı olduğuna ilişkin haberi yanıtladı: "Agop Vartonvyan'ın dedem olmasından gurur duyuyorum"

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin eski rektörü Yücel Aşkın, 2005 yılında basında çıkan dedesinin Ermeni olduğu yönündeki haberlerin ardından ilk kez konuştu: "Babamın babası, sonradan İslamiyeti kabul ederek adını 'Yakup' olarak değiştiren Agop Vartovyan. 'Güllü Agop' olarak da bilinen Yakup Efendi, Türk tiyatrosunun kurucusu. Konu, hedef gösterilmek için o dönem basına taşındı. Agop Vartovyan'ın dedem olmasından gurur duyuyorum. Ama Ermeni aidiyetim yok."

'Yakup adını almış'

2005 Ekim ayında Vakit gazetesinde Aşkın'ın dedesinin sonradan Müslüman olmuş bir Ermeni olduğu, Aşkın'ın ise üniversitenin kampüs alanına Hıristiyanlığı sembolize eden heykeller diktirdiği haberleştirilerek, "Dedesi İslam'la şereflenen rektörün 'yeniden dönüp dönmediği' merak ediliyor" ifadeleri kullanılmıştı.

Aradan geçen süre içinde konu ile ilgili konuşmayan Aşkın, dedesi Vartovyan'ı şöyle anlattı: "Dedem Agop Vartovyan, sonradan İslamiyeti kabul ederek 'Yakup' adını almış. 'Güllü Agop' olarak da bilinen Yakup Efendi, modern Türk tiyatrosunun kurucusu. Türkçe temsil oynama imtiyazını 2. Abdülhamid'in verdiği bir tiyatrocu. Türkiye'de tiyatro eserleri yazımını teşvik etmek ve tiyatroyu yaymak için çalışmış. Türk tiyatrosuna dekorculuğu, kostümü, makyajı getiren bir sanat adamı."

Aşkın, Van'ın Ermeniler için önemli bir merkez olduğunun, 1915 tehciri öncesinde nüfusunun yüzde 25'inden fazlasının Ermenilerden

oluştuğu hatırlatılarak, "duygusal yaklaşıp yaklaşmadığının" sorulması üzerine şöyle konuştu: "Öyle bir aidiyetim yok. Babamın bile yoktu. Kendimi hiçbir zaman Ermeni cemaatinin bir üyesi olarak görmedim. Kendimi Atatürk'ün tarif ettiği anlamda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Türk olarak tanımlıyorum. Ermenilere karşı özel bir yakınlığım da yok. 1915'te olan olaylar ise bana göre insanlık trajedisidir. Vartovyan'ın dedem olması benim için aşağılayıcı birşey değil. Tam tersine, onun yaptığı hizmetleri kaç kişi yaptı bu ülkeye?"

Sanatçı aileden geliyor

Agop Vartovyan'ın ön plana çıkarılarak kendisine karşı ayrımcılık yapıldığını söyleyen Aşkın, diğer akrabalarının görmemezlikten gelinmesinden şikâyetçi: "Babam Necip Aşkın cumhuriyetin çoksesli müzik hareketindeki önemli kilometre taşlarından biri. Atatürk cumhuriyeti kurduktan sonra çoksesli müzik hareketini başlatınca babamı İstanbul'dan Ankara'ya çağırıyor ve radyo orkestrası kurduruyor. Babam, Atatürk ve İsmet Paşa döneminde şefliğini yaptı. Annemin babası Mehmet Tevfik Bey, Kurtuluş Savaşı şehidi. Anneannem Nigar Hanım, Dışişleri'nin Lozan'daki yazmanlarından biri. Anne tarafından en eski bildiğimiz 3. Ahmet'in Sadrazamı olan Ali Paşa, Belgrad'ı tekrar geri almak isterken alnından vuruluyor. Yine bu koldan olan Hayrullah Efendi Tuna valisi. Hayrullah Efendi'nin kökeninde Haşimi kökenli Araplar da var. Ailemde Arnavut kökenli olanlar da var. Saadet Altan teyzem Türkiye'nin Avrupa'da sahneye çıkmış ilk opera sanatçısı."

'Polemik istemedim'

Sadece dedesinin konu edilmesinin ardındaki nedenin 'gerginlik yaratmak' olduğunu söyleyen Aşkın, "Bunu beni hedef göstermek için kullandılar. Bir insan eleştirilebilir, icraatını beğenmeyebilirsiniz. Ama bir gazetenin kalkıp hakaret etmesi ve beni hedef göstermesi bağışlanacak birşey değil. Benim etnik kökenim için neden Ali Paşa'yı göstermiyorsunuz?" diye sordu. Aşkın şimdiye kadar konuşmamasının gerekçesi olarak da, "Polemiğe girmek istemedim, onun için konuşmadım. Kendimi konuşmak için mecbur hissetmedim" dedi.

18 Haziran 2010 Cuma

Yavuz Bahadıroğlu hayatı ve hakkında yazılanlar

Yavuz Bahadıroğlu hayatı ve hakkında yazılanlar

Bahadıroğlu'na 35'inci yıl şükrânı Berkay Çiftçi
Zaman 22.11.2004

Çemberlitaş'taki Fırat Kültür Merkezi (FKM) önceki akşam pek alışık olmadığımız bir toplantıya ev sahipliği yaptı.

Siyasi parti temsilcileri, eski ve yeni belediye başkanları, yazarlar, gazeteciler, kültür adamları ve halktan 7'den 77'ye kadın erkek davetliler, Niyazi Birinci'nin, herkesin bildiği adıyla Yavuz Bahadıroğlu'nun yazarlıktaki 35. yılını kutlamak için toplanmıştı. FKM'nin o büyük salonunun duvarları, Bahadıroğlu'nun her biri onlarca kez basılmış ve hafızalarda derin izler bırakmış romanlarının afişleriyle süslenmişti. Sahnenin iki yanına ise altında ‘Tarihi Sevdiren Adam' yazılı büyükçe birer Yavuz Bahadıroğlu posteri yerleştirilmişti. Birlik Vakfı'nın düzenlediği 'Yazarlıkta 35. Yıl, Yavuz Bahadıroğlu' gecesi, yazarın dostlarını, çocukluk arkadaşlarını, okurlarını ve radyo sohbetlerinin tiryakisi olan dinleyenlerini bir araya getiren coşkulu bir atmosfere dönüştü. Kürsüde, Bahadıroğlu ile ilgili düşünce ve hatıralarını anlatan ‘hocaların hocası' Sabahattin Zaim'den AK Parti İstanbul İl Başkanı Mehmet Müezzinoğlu'na, Abdurrahman Dilipak'tan Kültür eski Bakanı İsmail Kahraman'a hemen herkes, kültür hayatımıza katkıda bulunan yazar ve düşünce adamlarının değerinin, kendileri hayattayken bilinmesi gerektiğine işaret ederek, Birlik Vakfı'nın yazara sunduğu 35. Yıl Şükran Plaketi'nin bu bakımdan değerli olduğunu ifade ettiler. Bütün konuşmacıların ortak dileği, Bahadıroğlu'nun daha nice yıllar kalemi elinden bırakmaması ve toplumda tarih şuuru oluşturan romanlarını, yazılarını yazmaya devam etmesiydi. Bahadıroğlu ise teşekkür konuşmasında, 35 yıl önce yazdığı ilk yazıdan bugüne hep ‘doğruları' yazdığını, bundan sonra da kendisi hakkında yapılan övücü konuşmalara layık olmaya çalışacağını ifade etti. İslam coğrafyasında yaşanan zulümlerin bir gün son bulacağını söyleyen Bahadıroğlu, Osmanlı adalet anlayışının yeniden hayata geçmesiyle dünyanın huzura kavuşacağını söyledi. Yazarın torunu Nilüfer Taktak'ın, bir ‘dede' olarak Bahadıroğlu'nu anlattığı duygusal konuşma ise salondakilerin gözlerini yaşarttı. Gecede Birlik Vakfı dışında, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Kubbealtı Vakfı, İstanbul İl Kültür Müdürü Doç. Dr. Ahmet Emre Bilgili ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ali Müfit Gürtuna da Yavuz Bahadıroğlu'na plaket ve hediyeler sundu. Program, Moral FM radyosundan da canlı olarak yayınlandı.

13 Haziran 2010 Pazar

İbrahim Paşa hayatı

İbrahim Paşa hayatı bu yazıda yayınlanmaktadır. ( 1789)- (1848)
İbrahim Paşa, 1789'da Kavala'da doğdu. Babası Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dır. Babası Mısır'da yarı bağımsız bir idare kurduğu sırada İbrahim İstanbul'daydı. İbrahim, buradan Mısır defterdarlığına tayin edildi. Kölemen ve Vahhabilerin isyanlarını bastırmak üzere Said'e (Yukarı Mısır) gönderildi. Burada Bedevilerle mücadele etti. Vahhabi hareketi Suriye ve Irak'ı tehdit etmeye başlayınca, babası tarafından bu sorunu çözmekle görevlendirildi. İbrahim, bunun üzerine 1816 yılında Hicaz'a hareket etti. Bir süre Medine'de kaldı. Halka iyi davranarak kendine taraftar topladı. Bu sırada kendisine "Paşa" ünvanı verildi. El-Reis ve El-Şekre gibi önemli yerleri ele geçiren İbrahim Paşa, isyanı bastırdı. Mora isyanı başlayınca, Osmanlı devleti tarafından yardımı istenen Kavalalı Mehmed Ali Paşa, isyanın bastırılması işini oğlu İbrahim Paşa'ya verdi. İbrahim Paşa, Osmanlı donanması ile birleşmek üzere Rodos'a gitti. Sonra Mora'ya geçti. Modon'a girdi. Navarin'i kuşattı ve teslim olmaya zorladı. Yunanlılara yardıma gelen İngiltere, Fransa ve Rusya, Navarin'de Osmanlı donanmasını yaktı. Bu sırada Yunanistan bağımsızlığını ilan etti. İstediği Suriye valiliğini alamayan Kavalalı Mehmed Ali Paşa, İbrahim Paşa'yı Suriye'ye gönderdi. Kısa sürede Kudüs ve Nablus'u aldı. Sur, Sayda, Beyrut ve Trablus gibi şehirleri ele geçiren İbrahim Paşa, burada sükuneti sağlamaya çalıştı. Müslüman olmayanlara bazı imtiyazlar verdi. Halkın ve Avrupalıların takdirini kazandı. Üzerine yollanan Osmanlı kuvvetlerinin hepsini yenen İbrahim Paşa, Adana'ya kadar ilerledi. Daha sonra da Osmanlıların kendisini durdurmak için atadıkları Mehmed Reşid Paşa ile karşılaşmak üzere Konya'ya gitti. Yapılan savaşta İbrahim Paşa, Osmanlı Ordusunu yendi ve Kütahya'ya kadar ilerledi. Yapılan Kütahya antlaşması gereği Suriye, Filistin ve Adana Mısır'a bırakıldı. İbrahim Paşa Suriye genel valiliğine getirildi. Bir süre sonra, Kavalalı Mehmed Ali Paşa ve Osmanlılar arasındaki antlaşmazlık, Mısır valiliğinin veraset usulü ile (hidivlik) Mehmed Ali Paşa ailesine bırakılması ile son buldu. İbrahim Paşa, bu gelişmelerden sonra Suriye'yi terk etti ve Mısır'ın içişleri ile uğraşmaya başladı. Babasının yaşı ilerleyince Mısır idaresini eline aldı. İstanbul'a çağrılarak valiliği tasdik edilen İbrahim Paşa, Mısır'a dönüşünden kısa bir süre sonra, 1848 yılında Kahire'de öldü.

30 Mayıs 2010 Pazar

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması


Yalım Eralp
emekli büyükelçi



1939 yılında İstanbul'da doğdu. 1958 yılında iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması liseyi bitirdi. Sonra Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. 1962 yılında Dışişleri Bakanlığı'nda çalışmaya başladı. New York Birleşmiş Milletler, Yunanistan, Roma Nato Savunma Koleji ve Brüksel Nato Türk Delegasyonu'nda çeşitli görevlerde bulundu. Washington'daki Türkiye Büyükelçiliği'nde müsteşar ve elçi Müsteşar olarak görev yaptı. 1983-87 yıllarında, Ankara'da Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü'nde bulundu. 1987-91 yılları arasında Hindistan'da büyükelçilik yaptı. 1991-1996 yılları arasında Başbakan Mesut Yılmaz ve Başbakan Tansu Çiller'e danışmanlık yaptı. Bu sırada Dışişleri Bakanlığı'nda Nato İşleri Genel Müdürlüğü'nü yürüttü. 1996-2000 yılları arasında Viyana'da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı nezdinde Türkiye Büyükelçiliği görevini yaptı. Eylül 2000 tarihinde emekli oldu. CNN TURK'de yorumculuk yapmakta. Kültür Üniversitesi'nde Uluslararası Güncel Sorunlar ve Diplomasi dersleri vermekte. TESEV Dış Politika Kurulu üyesi. İngilizce ve Fransızca biliyor. Eurohorizons şirketi danışma kurulu üyesi.
kaynak: eurohorizons.com



HAKKINDA YAZILANLAR

VATANI SATAN ADAM!
Cemal A. Kalyoncu
Aksiyon 23 aralık 2000

Selanik'ten 1914'te göç ederek önce Adapazarı iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışmasıa yerleşen Eralp ailesinin bir ferdi olan Tevfik Yalım Eralp, küçükken hedeflediği hariciyeciliği başarır ama başı da beladan kurtulmaz

"Odasına girdiğimde vatanı satan birisi geldi derdi. Ambargo dönemi idi. Hiç iyi geçinemezdik. Beni adeta Amerikan ajanı gibi görürdü."
— Sebebi neydi?
"Anti Amerikancı birisi idi. Ben de Türk—Amerikan İlişkileri Daire Başkanı idim. Ne yaparsam yapayım onların adamı gibi görürdü beni."
Yıl 1914, Selanik'teyiz. İhsan Efendi'nin evinde, uzun yıllardan beri yaşadıkları bu ata ocağından ayrılmanın hüznü ve telaşı bir anda yaşanmaktadır. İhsan Efendi, eşi Zekiye Hanım ve daha sonraki yıllarda felsefe profesörü olarak tanınacak büyük oğlu Halil Vehbi Eralp ile (diğer kardeşleri çok küçükken vefat eder) yine sonraki yıllarda iktisat doktoru olacak Osman'ı da alıp yıllardır eczacılık yaptığı bu topraklardan ayrılmanın zor olduğu kadar 'mecburiyetin' de farkında olarak yollara düşer.
Selanik'ten ayrılmak ne kadar zorsa yeni yerleştikleri yer olan Adapazarı'nda yeni bir hayata alışmak da o kadar zordur aile için. Bir sonraki durak ise, Selanik'e ne kadar benzer bilinmez ama, İstanbul'dur. İhsan ve Zekiye çifti çocuklarıyla beraber yeni hayatlarına alışmıştır artık.
Büyük oğulları Halil Vehbi'yi başgöz ettikten sonra (Emine Kösem ile evlenir) sıra Osman'a gelmiştir. O da, Konya Mebusluğu yapmış Tevfik Aladağlı'nın Sıdıka Hanım'dan olan dördü erkek, dördü kız toplam sekiz çocuğundan biri Muazzez'le evlendirilir: "Annemin anlattığına göre dedem kumar oynamış, çok kaybetmiş, mevcut mallarını yemiş. Dolayısıyla annem parasız yatılı okumak zorunda kalmış." Muazzez Hanım, parasız yatılı olarak başladığı eğitim hayatının sonunda Ankara Ziraat Fakültesi'nde profesör olur. Osman Eralp de eğitimini iktisat doktoru olarak tamamladıktan sonra Toprak Mahsulleri Ofisi'nde Genel Müdür Yardımcılığı'ndan emekliliğe hak kazanır. Ardından da Süt Endüstrisi Kurumu'nda Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde bulunur: "Anne ve baba memur. Yani orta sınıf, ama iyiydi. Çocukluğumda şeker vs sıkıntısını, yani halkın çektiği sıkıntıları biz de çektik."
Muazzez—Osman çifti iki çocuk getirir dünyaya. Tevfik Yalım Eralp (diğeri İhsan Tayfun, Lufthansa Havayolları'nda müdürlük yapmaktadır) 21 Haziran 1939'da iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması: "Annem doğum için İstanbul'a gelmiş." Fakat aile genelde Ankara'dadır: "Benim bütün çocukluğum Ankara Ziraat Fakültesi'nde geçti. Orada oynardım. Sabahattin Özbek, Sedat Kansu gibi hocaları tanırdım. Emin Çölaşan'ın babası da Meteoroloji'de müdür olduğu için Emin'le oynardık." Küçük Tevfik bu yıllarda oldukça yaramazdır: "Normal pabuçla taşla futbol oynar, çantamı altıma koyar kayardım."
Yalım Eralp, Ankara'daki Yıldırım Beyazıt İlkokulu'ndaki üç yılın ardından gideceği Devrim İlkokulu'ndan mezun olur. Yıl 1950'dir: "Radyo dinlemeyi severdim. 1950 seçimlerini de radyodan dinlerdim." Bu radyo dinleme merakı, ilerleyen yıllarda onun meslek seçiminde etkili olacaktır. Sonrasında bir yıl sürecek Kayseri Talas'taki Amarikan Koleji'ne kaydını yaparlar. 1951 senesinde annesi misafir hoca olarak Amerika'ya gidince o da ailesi ile beraber Amerika'nın yolunu tutar. Tevfik Eralp, döndükten sonra eğitimine, bugünkü Viyana Büyükelçisi Ömer Akbel, Nato'da Büyükelçi Tugay Özçevik, Bonn Büyükelçisi Tugay Uluçevik ve Ankara Bulvar Palas'ın sahibi Tekin Ertan'la birlikte Ankara Koleji'nde devam eder. Mezuniyeti ise annesinin yine yurtdışına misafir hoca olarak gittiği 1958'de Amerika'dan olur: "Yabancı dilde, İngilizce radyo dinlediğim için dünyayı merak ederdim. Aşağı yukarı orta birden itibaren ne olacağıma karar verdim." Eralp, 1958 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne adımını atar. Mülkiyeli'dir, hariciyeci olacaktır: "Mülkiye bir aile gibiydi o günlerde. Bende mülkiyelilik ruhu vardır, fakat herşeyin önünde mülkiye diye bir fikir yoktur. Herşeyin önünde Türkiye vardır. Eğer Türkiye varsa Mülkiye vardır bence."
Hem içinde hem de dışında
Eralp, şu anda Vatikan Büyükelçisi olan Altan Güven, Kopenhag Büyükelçisi Gün Gür ve Amman Büyükelçisi Tuncer Topur'la birlikte okur. Hikmet Çetin ise ondan iki sınıf büyük Mülkiyeli abilerden biridir. Okulu birinci bitiren Eralp, 1960 darbesini daha dün gibi hatırlamaktadır: "Geriye baktığımda ihtilallerin ne kadar sakıncalı olabildiğini görüyorum. İşte 14'ler olayı... 28 Nisan 1960'ta Sıddık Sami Onar'ın İstanbul Üniversitesi'nde sürüklenmesi üzerine galeyana geldik. Tehlikeli yıllardı o yıllar. Öğrenci hareketlerinin içinde vardım ama öğrenci derneklerine falan girmedim."
Eralp, 1962'de mezun olur olmaz hemen sınava girer ve Hariciye'ye adımını atar. 1963—65 yılları arasında Ankara Zırhlı Birlikler Okulu'nda 24 ay boyunca yedek subaylık yaparak askerlik vazifesini aradan çıkarır. 1966 yılında, o radyodan dinleyip düşlediği 'dünyayı dolaşma' hayalini gerçekleştirmeye başlar. New York'a tayin olur, üçüncü kâtip olarak. İki yıldan biraz fazla bir süre sonra da Yunanistan'ın Gümülcine şehrine konsolos olarak atanır. 1971 İhtilali'ni burada yaşar: "Askeri rejimin bir temsilcisi gibi görülüyorsunuz. Ama Yunanistan'da da cunta vardı o zaman. Onların bana birşey söyleyecek hali yoktu." Sonra 1971—73 arasında Ankara'ya döner. Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Orhan Eralp'in özel kalem müdürü olur: "Orhan Eralp'le hiçbir akrabalığım yoktur. Fakat hayran olduğum bir insandı." Altı ay Nato Koleji'nde eğitim aldıktan sonra 1974'te de Nato Daimi Temsilciliği Müsteşarlığı'na getirilir. Tekrar Türkiye'ye döndüğünde yıl 1977'dir: "Odasına girdiğimde vatanı satan birisi geldi derdi. Ambargo iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması geçinemezdik. Beni adeta Amerikan ajanı gibi görürdü."
— Sebebi neydi?
"Anti Amerikancı birisi idi. Ben de Türk—Amerikan İlişkileri Daire Başkanı idim. Ne yaparsam yapayım onların adamı gibi görürdü beni."
"Vatanı nasıl sattım"
— Nasıl satardınız vatanı?
"Bir öneri getiriyorsunuz. Bir örnek vereyim. Bir Amerikalı Türkiye'de uyuşturucu kaçakçılığı yapmış, Amerikalılar da bunu kaçırmışlar. Adalet Bakanlığı iki ayda bir yazı yazıyor, 'Bu herifi getirtin' diye. Amerikalı kendi vatandaşını getirip bize teslim edecek. Bakana bunun olmayacağını anlatırdım fakat yazıyı imzalatamazdım. En sonunda kendim imzaladım."
— Bakan adına?
"E, ne yapayım."
Eralp, Nato Dairesi Başkan Vekili, Gündüz Ökçün de Dışişleri Bakanı'dır. Ambargonun kalkması için Türk Dışişleri var gücüyle çalışmaktadır: "1978'de biz kongreyi etkilemeye çalışırdık. Ecevit'in konuşmaları orada etkili olmuştur." Yalım Eralp'in bu stresli dönemi iki yıl sürer. 1979'da Şükrü Elekdağ'ın Büyükelçi olduğu Washington'a müsteşar olarak tayin edilir: "Tayin istediğimde Ökçün boynuma sarıldı. Yani 'defolup' gitmemden çok memnun oldu. Ben hep akılcılıktan yana oldum. Cemiyetler de rasyonel toplumlar değildir. Hislerin öne geçtiği toplumlar olmadığı için benim başım sık sık belaya girmiştir." Eralp, Washington'da kongre ve askeri yardım ile basın işleriyle ilgilenir: "Türkiye'de darbe olacağını bize Dışişleri iki saat önce haber verdi. Onun da nedeni şu, JUSMA, Ankara'daki Askeri Yardım Başkanı'nı bizimkiler haberdar etmişler. 'Endişe etmeyin 2 saat sonra bir askeri harekat olacak' diye." Türkiye'de hâlâ da tartışılan bir konudur. Darbede Amerika'nın rolü nedir?: "Şöyle birşey söyleyeyim. Tahsin Şahinkaya 12 Eylül'den 2 gün önce Amerika'da idi. Biz bir davette 'Paşam cumhurbaşkanı ne zaman seçilecek?' dedik. 'Merak etmeyin yakında' dedi. Amerika ile ilişkiyi göstermez ama komuta kademesinde kararın verilmiş olduğunu gösterir."
Tevfik Eralp'in buradaki vazifesi 1983'te sona erer. O tarihte, Türkiye'de, daha sonraki yıllara damgasını vuracak yeni bir siyasi liderin, Turgut Özal'ın rüzgarı esmektedir. Yalım Eralp, Enformasyon Dairesi Başkanlığı'nın ardından 1984'te de Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü olur. Başı yine beladan kurtulamaz: "Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Ali Baransel vasıtası ile görevini yapsın diyordu. Başbakan Özal da tam tersini söylüyordu. Ben iki cami arasında kalıp, ikisinin ortası birşey bulmaya çalışıyordum. Mesela o sırada İran da Atatürk'ün aleyhine bir beyanat veriliyordu. Kenan Evren, 'Haddini bildirsin' demişti. Rahmetli Özal 'Ağzını açma' diyordu. Ben hiç ağzımı açmadım. Gazeteciler de ağzına fermuar mı çekildi deyince 'Bu asla ait bir sualdir, cevaplayamam' deyince, maksat hasıl oldu, gazeteciler durumu anladı."
Hayatımdaki tek rüşvet!
Bu zor dönem 1987'ye kadar sürer. Ardından ilk büyükelçilik görev yeri olan Hindistan'a tayini çıkar: "Rajiv Gandhi'ye Evren'i de, —ilk cumhurbaşkanı ziyaretidir Türkiye'den— Hindistan'a davet ettirdik, 1998 yılıydı. Bir de Toprak Mahsulleri Ofisi'nin elinde tonlarca mercimek kalmıştı. 200 milyon dolarlık mercimeğin Hindistan'a satılmasına vesile olduk. Hayatımda ilk rüşvetimi de o zaman aldım.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması İlk ve son rüşvetimi. TMO bana bir kilim hediye etti."
Dışişleri Bakanlığı döneminden tanıdığı Mesut Yılmaz, kısa süren ilk başbakanlığı döneminde Eralp'i de kendisine danışman atar. Üç ayın ardından Süleyman Demirel başbakan olunca o da 1992 Şubat ayına kadar evinde boş boş oturur. Ardından Mülkiye'den de tanıdığı Hikmet Çetin'in teklifi ile Nato İşleri Genel Müdürü olur. Batı Avrupa Birliği ile görüşmeleri yürütür. Böylece Mesut Yılmaz'ın adamı olma damgasını bir nebze de olsa kırar: "Süleyman Bey ve etrafındaki adamlar beni iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Mesut Yılmaz'ın adamı diye biliyorlardı herhalde." Yalım Eralp, bir de Çiller'den damga yiyecektir ilerleyen dönemde: "1995 yılında Nato İşleri Genel Müdürlüğü bitti, Tansu Çiller'e resmi danışman oldum. AB oylamasından önce." Önce zamanın Dışişleri Bakanı Gündüz Ökçün tarafından 'vatanı satan adam' etiketi yiyen Eralp, bu sefer de Çiller tarafından başka bir ithama maruz kalır: "1995 Ekim ayında Çiller beni Mesut Yılmaz'a gizli bilgi sızdırmakla itham etti. Siyasi kimliği olan insanlar çok şüpheci oluyorlar herhalde. Ben zaten Tansu Hanım bana danışmanlık teklifini yaptığında kendisine o zaman demiştim. Aman hanımefendi ben Mesut Bey'le çalıştım. Gün gelir beni Mesut Yılmaz'a gizli bilgi sızdırmakla itham edersiniz."
— Neyi sızdırıyordunuz Yılmaz'a?
"Birşeyi sızdırmadım. Birşey söyleyeyim mi, sızdıracak olsam herhalde durum daha farklı olurdu. Şimdi söylemesi ayıp."
— Sızdırılacak birşeyler vardı yani.
"Daima vardı. Başbakanın çok yakınında çalışıyordunuz. Tansu Hanım beni çok nâhak yere itham etti. O kadar zaman geçti şimdi söylüyorum. 15 Ekim 1995'ten beri Çiller'le ne konuştum ne görüştüm. Çiller beni itham ettiğinde dedim ki 'Buraya bir daha dönmeyeceğim. Ama bunu Sayın Yılmaz'a da söyleyeceğim." (O günlerde Çiller ile Yılmaz arasındaki çekişmeyi hatırlamak için gazetelerin manşetlerine bir göz gezdirin bence). Sonrasında Anayol iktidar olur, Mesut Yılmaz da başbakan: "Mesut Yılmaz tekrar göreve çağırdı beni danışman olarak." Yalım Eralp 1996'da en son görev yerine atanır. Viyana'da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Nezdinde Büyükelçilik yapar. Eralp, burada çok önemli bir organizasyona girişir. Fakat Türkiye'den bir kişi hariç kimsenin desteğini alamaz: "Gittikten 1,5 ay sonra İstanbul'un AGİT zirvesine ilk kez adaylığını koydum. Dışişleri pek sıcak değildi. Bir tek kişinin desteğini aldım, Süleyman Demirel'in. Sebebi de şu, Demirel, 1975 Helsinki Nihai Senedini de imzalamış. Yani AGİT'le nostaljik bir bağı var. Zirvenin İstanbul'da yapılmasında herkesin korkusunun temelinde 'İnsan hakları sicili parlak olmayan bir ülkede AGİT zirvesi yapılır mı?' tereddüdü yatıyordu. AGİT Zirvesi Süleyman Demirel'le iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Amerika Birleşik Devletleri'nin eseridir."
Gazetecilerden çok şey öğrenmiş
1964'te hayatını birleştirip birkaç yıl önce boşandığı Reyyan (Tezgören) Hanım'la evliliğinden Aydın adında bir çocuk sahibi olan Tevfik Yalım Eralp, Büyük Kulüp ile Ankara Tenis Kulübü üyeliğinin dışında biraz pul koleksiyonu meraklısıdır. 1984—87 yılları arasındaki Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü'nü hayatının dönüm noktası gören Eralp, bu dönemde, Yalçın Doğan, Mehmet Ali Birand, Sedat Ergin, Nur Batur gibi gazetecilerden çok şey öğrendiğini düşünmektedir: "Bana sözcülüğü öğrettiler. Off the record bile bilmezdim. Ben o gazeteci arkadaşlara şöyle baktım. Kader öyle olabilirdi ki yerlerimizi değiştirebilirdik. Sedat Ergin Dışişleri mensubu olurdu ben de gazeteci olabilirdim. Bakın ben bugün masanın karşı tarafındayım. (Geriye dönüp baktığında 'Keşke gazeteci olsaydım diye düşündüğüm çoktur' iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması çalışmanın yanında Milliyet gazetesinde de köşe yazıları yazıyor bugün.) Onun için en iyi arkadaşlarım basından oldu. Onlarla çok sıkıntıları paylaştık, ama onlar bunları bir gazetecilik olayı olarak görmedi. Ertesi gün bürolarına koşup yazmadı. Hatta benim iyiliğimi düşündüler. Bir örnek vereyim. Viyana'ya tayinim lafı çıkınca o dönemde kabineden bir bakan 'O ..oğlu..'in kararnamesini imzalamam' dedi. Bunu duyan gazeteciler bana söyledi ama yazmadı. 'Yazıldığı takdirde sen bir cevap verirsin, hakikaten tayinin çıkmayabilir' dediler. Ben şunu gördüm, o zaman basın sorumlu mevkilerden daha sorumlu hareket etti."

23 Mayıs 2010 Pazar

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması



Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor...

Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin.
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN...

Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok... Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..!

Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin...

Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var.

Seni seviyorum ,Seni seviyorum,Seni seviyorum,iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması,Seni seviyorum...

18 Mayıs 2010 Salı

Agatha iyinet frmtr trkygnclr Christie webmaster seo yarışması

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
15 Eylül 1890 tarihinde doğdu. İngiliz yazar, popüler edebiyatın en önemli isimlerinden biridir. Mary Westmacott takma adıyla aşk romanları da yazmıştır. Ancak asıl ününü, yazdığı 80 dedektif romanına ve West End tiyatrolarında iyinet frmtr başarıyla sahnelenen frmtr trkygnclr oyunlarına borçludur.

Babası Frederick Alvah Millet, Agatha henüz küçük yaştayken öldü. trkygnclr webmaster Annesi tarafından evde eğitilen küçük kız, yalnız bir çocukluk geçirdi. iyinet frmtr Küçük yaşta öyküler yazmaya başladı. 16 yaşında, şan öğrenimi görmek üzere Paris’e yollandıysa da kısa sürede bundan vazgeçti. Ciddi anlamda ilk edebi denemeleri, duygusal konuları ele alan öyküler oldu. 1914’te Arvhibald frmtr trkygnclr Christie adlı bir doktorla evlendi ve yeniden Fransa’ya gitti. Oradayken vakit geçirmek üzere okuduğu dedektif öykülerinin daha iyilerini yazabileceğini düşünerek ilk polis iyinet frmtr romanı olan The Mysterous Affair at Styles’ı (Styles’daki Esrarengiz Olay) yazdı. Kitap çeşitli yayınevinlerince geri çevrildikten sonra 1920’de Bodley Head Yayınevi tarafından kabul edildi. Styles, Agatha Christie’nin ilk Hercule frmtr trkygnclr Poirot’u romanıdır.

Hercule Poirot, zekası, espri yeteneği, keskin gözlemciliği ve Avrupalı inceliği ile seçkinleşen Belçikalı bir dedektiftir. Cinayetleri “küçük gri hücreler” dediği beynini kullanarak çözmesi ve bu arada da İngiliz yüksek sınıfının özel yaşamının saklı yönlerini ortaya dökmesi ile tanınır. Agatha Christie’nin arka arkaya yazmaya başladığı polis romanları frmtr trkygnclr Poirot tipine uluslararası ün kazandırdı. Yazar ayrıca Miss Marple adının verdiği bir tip daha yarattı. Sevimli bir yaşlı kız olan amatör dedektif Miss Marple da çok tutuldu. 1928’de ilk kocasından boşanıp Max Mallowan’le evlendikten sonra birçok ülke gezip görme fırsatı bulan Christie’nin romanları 1930’larda çoğunlukla uluslararası mekânlarda geçmeye başladı.

Hayranlarınca her kitabı beğenilmekle birlikte, Agatha Christie’nin edebi kaygılarla yazdığı bazı romanlar eleştirmenlerin de dikkatini çekti. On Küçük Zenci ise polis romanının klasikleri arasındadır. Agatha Christie, İngiliz töre romanı geleneğinde yazdığı polis romanları ile dünya trkygnclr webmaster edebiyatında kendine özgü bir yerin sahibi olmuştur. 12 Ocak 1976 tarihinde vefat etti.

Romanları
•Ölüm Korkusu
•Cinayetler Oteli
•Cinayet İlanı
•Cesetler Merdiveni
•Ölümün Tam Zamanı
•Dersimiz Cinayet
•Üç Yanlış Üç Ceset
•Cinayet Alfabesi
•Noel'de Cinayet
•Bağdat'a Geldiler
•Briç Masasında Cinayet
•On Küçük Zenci
•Ölüm Çığlığı
•Elmayı Yılan Isırdı
•Köşkteki Esrar
•16.50 Treni
•Acı Kahve
•Beklenmeyen Misafir
•Bilinmeyen Hedef
•Büyük Dörtler
•Cenazeden Sonra
•Cinayetler Kulübü
•Doğu Ekspresinde Cinayet
•Fare Kapanı
•Filler de Hatırlar
•Işıklar Sönünce
•Mavi Trenin Esrarı
•Nil'de Ölüm
•Ölüm Büyüsü
•Ölüm Diken Üstünde
•Ölüm Oyunu
•Porsuk Ağacı Cinayeti
•Sıfıra Doğru
•Sonuncu Kurban
•Şampanyadaki Zehir
•Üç Perdelik Cinayet
•Üçüncü Kız
•Ve Perde İndi
•Zehri Kim Verdi?
•Ölümün Sesi
•Sevimli Örümcek
•Son Haber
•Şeytan Dönemeci
•Beş Küçük Domuz
•Frankfurt Yolcusu
•Roger Ackroyd Cinayeti
•Ölüm Kapıda Bekliyordu
•Ölümle Randevu
•Ölüm Saatleri
•Ölüm Çığlığı

10 Mayıs 2010 Pazartesi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Bir genç vardı.Hayatından çok mutluydu.Ailesiyle,arkadaşlarıyla,dostlarıyla birlikte çok mutluydu.Hayatı gayet ii gidiyordu içinde ne bir acı nede hasret vardı.2009un son günlriydi arkadaşlarıyla birlikte yılbaşını kutlayacak eğlenecekti.O günü çok güzel geçirmişlerdi ne dert var dı ne de tasa.Ocak 1 hyat aynı 2 aynı 3 aynı ama 4.gün berbattı.Berbat demekte yanlış aslında.Akşam saatlerinde internette facebok denilen sitede takılıyordu.Karşısına bir güzel çıktı öyle güzel iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması ki yüzüne bakmaya kıyamadı.Tanıdık biriydi kim olduğunu merak ettiniz dceğilmi o merak ettiğiniz güzel onun ilk aşkıydı.Çocukluk aşkı.Resimlerine baktı hasret gidermeye çalıştı.Hem resimlerine bakıyor hem ağlıyordu.Artık karar verdi kıza her şeyi anlatacaktı.Arkadaşlık isteği gönderdi.İlkinde kabul etmedi ve dünya onun başına yıkılmıştı.Ama yılmayacaktı.Tekrardan bir istek daha gönderdi.Bu sefer olmuştu kabul etmişti dünyalar onun olmuşcasına çok mutluydu.Günlerin birinde sevdiği kız açıktı.Yeter artık dedi kendi kendine her şeyi anlatacam aşkımı itiraf edecem diyiyordu.Sevdiği ile arasında geçen konuşmaları merak ediyormusunuz..İşte ikisinin arasında geçen konuşmalar:
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
İSYANKAR:Slm naber
SEVDİĞİ:İyi sağol sen nasılsın
İSYANKAR:Teşekkür ederim bende iyim.
İSYANKAR:Seninle çok önemli bi konu hakkında görüşmek istiyorum eğer müsaitsen.
SEVDİĞİ:Tabi neden olmasın ama msneden konuşalım.
İSYANKAR:Sana bunları söylemek için çok düşündüm ama artık kararlıyım söyleyecem bu avıyı çekmek istemiyorum.Senden çok ama çok hoşlanıyorum.Hşlanmak kelimesi az gelir seni çok seviyorum.Benimle çıkarmısın.
SEVDİĞİ:Üzgünüm ama kabul edemem.

İşte isyankar için hayat durmuştu,şoktaydı,dünyası yıkılmıştı.Onu çok seviyordu.Ama o bunu anlamadı.

ŞSYANKAR:Neden iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
SEVDİĞİ:Nedenini boş ver
İSYANKAR:Eğer bir sevdiğin varsa sana gerçekten değer veren seni gerçekten seven biri varsa,onla mutlu olacaksan sana ömür boyu mutluluklar dilerim.
SEVDİĞİ:Yok öle bişey neye dayanarak söylüyosun bunu

Bunu gören isyankar çok sevinmişti.Çıktığı yoktu.İsayankar çok sevinçliydi.Tekrardan konuşmaya başladı.

İSYANKAR:Buna çok sevindim.
SEVDİĞİ:Neden
İSYANKAR:Çünkü çıktığın biri yok
SEVDİĞİ:Evet yok
İSYANKAR:Peki nedn teklifimi direk olarak reddedin.
SEVDİĞİ:Bırak bu benim içimde kalsın.
İSYANKAR:Lütfen
SEVDİĞİ:Erkeklere güvenmiyorum
İSYANKAR:Herkezin aynı olduğunu neye dayanarak söylüyosun.
SEVDİĞİ:Hepiniz aynısınız.Başka bi güzel görsen beni bırakıp gidersin
İSYANKAR:Seni çok ama çok seviyorum.Bana güvenebilirsin.Evet öyle insanlarda var.Bir kızla çıkaraken başka kıza teklif gönderiyo.İşte bu sevmemek ama ben seni çok seviyorum seni ömür boyu seveceğim.
SEVDİĞİ:Unut beni bırak sevme git başka bi kız bul kendine boşu boşuna acı çekme. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
İSYANKAR:Eğer seni unutup bir başkasını sevceğime ona seni seviyorum aşkım diyeceğime ölürüm daha ii.Ben seni eviyorum.Başkasını da sevmem artık benim hayatımda sadece sen varsın başka hiç kimse değil.Biliyormusun sevmek derlerdi inanmazdım aşk derlerdi dalaga geçerdim aşk için ölüm derlerdi kızardım.Ama çok yanılmışım.Sevmek çok güzel bişey.Dünyalar güzel birini sevmek.Ölüm bir kız için değer mi derdim.Ama değer miş be sevdiğim.
SEVDİĞİ:Bana vicdan azabı çektiriyorsun lütfen böle konuşma unut beni nolur unut aşkını kalbine göm unut beniiii.
İSYANKAR:Seni tanıdığım gördüm andan beri çok mutluyum.Ama nedense acı çeiyorum
SEVDİĞİ:Nolur unut beni senin bu acıyı çekmeni istemiyorum.Bemim yüzümden acı çekmeni istemiyorum.
İSYANKAR:Seni unutmak mu neden bahsediyodun sen ben seni seviyorum sana aşığım seni ömür boyu seveceğim diyorum halana unut beni diyorsun.Kolay mı ha kolay mı sevdikten sonra untmak kolaymı.
SEVDİĞİ:Benim çıkmam gerekiyo.Yarın görüşelim.
İSYANKAR:Seni asla unutmam bırakmam seni seviyorum ömür boyu da seveceğim bunu bil.

İsyankar son sözünü söylemişti.Ağlamaya başladı naletler okudu,isyan etti.Onu gerçekten seviyoru ama sevdiği buna inamıyo güvenmiyor isyankarın diğerleri gibi olduğunu bir kızı sevmek değil sadece onla çıkarken dalga geçmek olduğunu sanıyor isyankara güvwemiyordu.Ama şunu bilin ki isyankar gerçekten onu çok seviyordu.Artık isyankar için sadece hayatta sevdiği vardı.Başka hiç kimse umrunda değildi.

9 Mayıs 2010 Pazar

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Hiç Farkına iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Varmamıştın
Seni tanıdıktan sonra hep kızmışımdır zamana,ne çabuk geçiyor diye...Oysa şimdi ben seni sensizlikle yaşamaya mahkumum. Ne de zor seni sadece rüyalarımda yaşatmak...Benim olmayacağını biliyorum.

Anlatsam sevgimi ,aşkımı karşılıksız kalacağından korkuyorum .Ağzından çıkacak bir “Hayır”cevabı inan ruhumu bedenimden ayıracak.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Yanında gölge olmuştum,sen hiç farkıma varmamıştın. Her sabah yolunu gözler,dersten çıkışını beklerdim. Herkes mutluluğun tadını çıkarırken ben ayrılıkları ezberledim. Oysa ben gözlerine bakıp yüreğine dalmak için neler vermezdim...Hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım. Çatlamış dudakların suya muhtaç olduğu gibi ben de sana muhtacım.
Her gece hayaller kurardım. Kurduğum hayallerde bile benim olmazdın. Sabaha kadar uyutmazdın beni. Gece gündüze kavuşurken ben hala sana kavuşamıyordum. Yüreğimi parçaladığın yetmezmiş gibi şimdide beynimi kemiriyorsun. Doğmayı bekleyen güneş gibi bekliyordum seni...Bıkmıştım artık acı çekmekten ve ayrılıkları ezberlemekten. Mutluluğa hasret kalmıştı yüreğim,tam beş yıl olmuştu karşılıksız aşkım başlayalı...
Hiçbir zaman cesaretli olamadım. Yine ben senden habersiz, ben seni sensiz yaşıyorum kardelenim. Yıllar çabuk geçti iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması ben seni hayal bile edemiyorum. Hayalin bile benden uzak...
Geçenlerde gördüm seni, tam iki sene sonra. Yüreğim deli gibi çarptı. Ayakta duracak takatim bile yoktu. Çocuğunu elinde görünce kendimden geçtim. Önce gözlerim nemlendi, sonra usulca dökülüverdi.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Kirpiklerimin arasından birkaç damla yaş. Umutlarım bir film şeridi gibi geçiyordu aklımdan. Sanki bir kağıdın yanıp rüzgarla savrulması iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması gibi tüm umutlarım yok oldu. Olsun be kardelenim belki sana sahip olamamıştım ama şunu bilmeni isterim ki, bende yarattığın seni benden kimse koparmaz.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

23 Nisan 2010 Cuma

'İnsanlık Öldü' iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

'İnsanlık Öldü' Dedirten Olay


Resmi büyütmek için tıklayın

Yaşlı Bir Kadın Balkondan Atlayarak iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması İntihar Etti. Olay Yerindeki Restoranda Yemek Yiyenlerin Tepkisizliği Şok Etti.

İtalya'nın Lecco şehrinde dün öğle saatlerinde yaşlı bir kadın, evinin balkonundan atlayarak intihar etti. Olayın gerçekleştiği şehir merkezindeki evin iki yüz metre ilerisindeki restoranda yemek yiyenlerin olayı görmelerine rağmen müdahale iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması etmemeleri adeta insanlık öldü mü dedirtti.
Lecco şehir merkezinde dün öğle saatlerinde 70 yaşında bir kadın 3. kattaki evinin balkonundan atlayarak intihar etti. Komşuları, ekonomik kriz dolayısıyla kadının psikolojisinin bozuk olduğunu belirtti. Olay öğle saatlerinde ve şehir merkezindeki iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması bir caddede gerçekleşmesine rağmen kimsenin müdahale etmemesi büyük tepki çekti.




Sigara Bıraktıran Mucize Fransa iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması ve Avrupa'dan Sonra Türkiyede!
Yaşlı kadının düşüşünü herkesin gördüğü hatta kadının evine iki yüz metre mesafedeki restoranda kahve içen polislerin de olduğu; ancak buna rağmen polislerin kahvelerini bitirdikten sonra olay yerine geldikleri kaydedildi. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Ayrıca polislerin gelmelerinden önce olay yerinden iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması geçen genç Japon turistlerin yerdeki yaşlı kadının fotoğraflarını çekip gittikleri de ifade edildi.

Polisin olayla ilgili soruşturmayı sürdürdüğü bazı görgü tanıklarının ifadelerinde balkonda ikinci bir şahsın bulunduğu bilgisini de değerlendirileceği belirtildi.

9 Nisan 2010 Cuma

Güzelliği Tescillenince Şaşırdı!

Güzelliği Tescillenince Şaşırdı!


Resmi büyütmek için tıklayın

Adanalı dizisindeki 'Sofia' karakteriyle beğeni kazanan Serenay Sarıkaya, artık Türkiye'nin tescilli güzellerinden.
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması



9 Günde Sigara Nasıl Bırakılır? Videoyu İzleyin!iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Adanalı dizisindeki 'Sofia' karakteriyle beğeni kazanan Serenay Sarıkaya, artık Türkiye'nin tescilli güzellerinden. Yarışmaya istediği için katılan genç oyuncu, "Niyetim önüme yeni kapıların açılması değil" dedi. Yarışmada dereceye girdiğine şaşırdığını söyleyen Serenay Sarıkaya, ekledi: "Favorim Merve Sarı'ydı." iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

30 Mart 2010 Salı

Sevr anlaşması

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
SEVR ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)

I. TBMM'nin açılması ve Anadolu harekatının güçlenmesi üzerine İstanbul hükümeti ve itilaf devletleri hemen bir barış anlaşması imzalayıp Anadolu harekatını sona erdirmek istediler. Üstelik I. Dünya Savaşından sonra itilaf devletleri topraklarını paylaşma konusunda uzlaşamadıklarından Osmanlı devletiyle anlaşma yapmayı geciktirmişlerdi. Anadolu harekatının güçlenmesi üzerine kendi aralarındaki anlaşmazlıkları bir tarafa bırakarak SANREMO'da bir konferans toplandı. Osmanlı Devleti adına Tevfık Paşa San Remo konferansına katıldı. Ancak antlaşmanın şartlarını ağır bularak imzalamadı. Osmanlı devletine gözdağı vermek düşüncesi ile barış antlaşmasının çabuklaştırılması için 22 Haziran 1920'de Bursa-Uşak hattında Yunan taarruzu başlatıldı. Bunun üzerine Damat Ferit Paşa Osmanlı Parlamentosunun onayını bile almadan Sevr Antlaşmasını imzaladı.


Boğazlar bütün devletlerin savaş ve ticaret gemilerine açılarak, ayrı bir bütçesi ve bayrağı olan bir komisyon tarafından yönetilecekti.

Ege bölgesinin büyük bir bölümü ve Trakya'daki Midye-Enez hattının batısında kalan topraklar Yunanistan'a verilecekti.

Osmanlı devletinin sınırları, İstanbul çevresi ve Anadolu'nun küçük bir bölümü olacaktı.

Doğuda iki ayrı devlet kurulacaktı. (Kürdistan, Ermenistan)

Antalya ve Konya dahil olmak üzere İç Batı Anadolu'nun büyük bir bölümü İtalyanlara verilecekti.

Adana, Sivas ve Malatya dolayları Fransa nüfuzuna bırakılacaktı.

Osmanlı devleti sınırları içerisinde bulunan Arap ülkeleri İngiliz ve Fransızlar arasında paylaştırılıp manda altına alınacaktı.

İç güvenliği sağlamak maksadıyla 50.000 civarında asker bulundurulacaktı.

Kapitülasyonlardan bütün devletler içeriği genişletilmek suretiyle faydalanacaktı.
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Azınlıklara Türklerden daha fazla hak verilecekti.

Osmanlı anlaşma koşullarına uymaz ve azınlık haklarına riayet etmezse İstanbul Türklerden alınacaktır.

Azınlıklara Türklerden daha fazla hak tanınacak Türk vatandaşlığından çıkmak koşuluyla Türklerde bu haklardan yararlanacaktı.

Osmanlı devletinin imzaladığı son anlaşma olan Sevr Anlaşması devleti fiilen sona erdirmişti.
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

Sevr'e Tepkiler:


TBMM anlaşmayı tanımadığım ilgili devletlere bildirdi.

19 Ağustos 1920'de çıkardığı bir kanunla Sevr Anlaşmasını imzalayanları vatansız ve vatan haini ilan etti.

Padişahın ve hükümetin Sevr anlaşmasını imzalamış olması halkın tepkilerini arttırmış, bu yüzden direnme gücü kazanan halk ulusal mücadeleye artan sayılarla katılım sağlamıştır.
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Sevr antlaşması Türk halkının verdiği kurtuluş mücadelesi sonucunda uygulanamamış, bu yüzden Türk halkı adına I. Dünya Savaşını bitiren antlaşma olarak LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI imzalanmıştır.


iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Düzenli ordunun kurulması:

* Kuva-i Milliye ve birliklerinin askerlik tekniğinden yoksun olması
* Bir kısım çete reisinin otorite tanımazlığı
* Yunan ilerleyişinin Kuvayi Milliye tarafından tam olarak durdurulamaması
* Türk halkının bazı çete reislerinin para ve mühimmat toplaması yüzünden Kuvayi Milliye'ye tepki göstermesi.